Paylaş..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditShare on TumblrEmail this to someone

Alarmin kuruldugu saatten biraz once sizi zınk! diye uyandiran ve eger bir yere gitmek istemiyorsaniz tam bulusma saatinde uyanmanizi saglayan, isinize yaramayacak zamanlar da bile size akli sira iyilik yapan soyut saat olarak tanımlanabilir biyolojik saat.

Ayrıca kadınlarda bebek mevzusunun doğrudan bağlı olduğuna inanılan saat modelidir. Yani kadınlarda biyolojik saat in ayrı bir önemi vardır.

Kış aylarından yaza geçerken bir türlü ortayı bulamıyor bazı bünyelerde. kisin uyuma sorunu yasayan kişiye yazın da uyanamama sorunu yaşatıyor, günün yarısından çoğu uyuyarak geçince geri kalanı da geçiyor haliyle. sonra yine uyuma vakti geliyor.

Biyolojik Saat Nasıl Düzenlenir?

Biyolojik saatiniz bozulmuş bazı günler erken kalkmak istiyor ancak yatağınızı sizi çekiyorsa bir an önce hayatınızı düzene sokmalısınız. Çünkü biyolojik saatinizin bozulması sağlık problemlerine yol açabilir. Bu problemler fiziksel veya ruhsal olabilir. Biyolojik saatin düzenlenmesi için en önemli kural dengeli uykudur. Yani birgün sabahlara kadar ayakta kalıp ertesi gün normalde yattığınızdan beş saat önce yatarak bu dengeyi kurmanız mümkün değil. İnsanlar için ortalama uyku süresi 6-8 saat arasıdır. Her gün bu saatler arasında uyumaya ve  mümkünse gece uykusu yapmaya özen gösterin. Vardiyalı çalışan insanlar için bu dengeyi kurmak daha zor olacaktır ancak uygun ortamı hazırlamaya çalışırsanız sizin için daha rahat olacaktır. Örneğin, vardiyalı çalışıyor ve gündüz uyumanız gerekiyorsa odanızı olabildiğince karanlık yapmaya, sıcaklığı ideal seviyede tutmaya ve odayı hafif nemli bırakmaya özen gösterin. Biyolojik saatinizi düzene sokmanız için bir başka dikkat etmeniz gereken unsur ise dengeli beslenmenizdir. Biyolojik saat gün içerisindeki aktivitelerinize bağlı olarak yorgun düştüğünüzde uykunuz gelecektir. Size enerji verecek yiyecekler ile beslenerek bu krizleri atlatabilmeniz mümkün.

Biyolojik Saat Nedir?

Gezegenimizdeki tüm canlılar, 24 saatlik gün döngüsünde sürekli değişmekte olan çevresel koşullara adapte olmalarını sağlayan biyolojik bir saate sahip. Gece-gündüz döngüsüne uyum sağlayacak şekilde vücudumuzu ve davranışlarımızı en uygun seviyede çalışmak üzere ayarlanan bu saate sirkadten ritim deniyor. Peki saat tam olarak nasıl çalışıyor? İşte bu yılın Nobel Tıp Ödülüne layık görülen Jeffrey Hall, Michael Young ve Michael Rosbash bu soruya cevap vermeyi başardılar.

70′ li yıllarda, fizikçi ve moleküler biyolog Seymour Benzer ile genetik uzmanı Ronald Konopka’ nın mutasyona uğramış sirke sinekleri üzerinde yaptığı araştırmalar, günün 24 saati boyunca değişerek devam eden ritme sağlıklı sineklerinden farklı tepki verdiklerini göstermişti. Araştırmacılar mutasyonun “period” (PER) adlı genden kaynaklandığını tespit ettiklerinde, bunun aynı zamanda sineklerin biyolojik saatini ayarlayan gen olduğu anlaşıldı. Bu keşfe dayanarak araştırmalarında model organizma olarak sirke sineklerini kullanan Nobel ödüllü Hall, Young ve Rosbash geni izole edip üzerinde çalışmaya başladı. Onu yakından incelediklerinde, geceleri hücrelerde toplanıp biriken, gündüzleriyse azalan bir proteini yönettiğini gördüler. İlerleyen yıllarda, bu mekanizmaya etki eden TIM adlı tamamlayıcı bir protein keşfettiklerinde, proteini üretene “timeless” (zamandan bağımsız) isimli genide belirlemiş oldular. TIM proteininin PER’e destek verdiği ve birbirlerinden aldıkları bu güçle genetik malzemenin saklandığı hücre çekirdeğine sızabildiklerini görüldü. Buraya erişmeleri, genlere de müdahale edebilecekleri anlamına gheliyordu. Mekanizmayı biraz daha yakından inceleyen araştırmacılar, TIM ve PER’ in birleşip “period” geninin aktivitelerine engel olabildiklerini fark etti. Böylece her iki genin de hem kendilerinin hem de biyolojik saati yöneten ifadelerini değişime uğratabildiği ortaya çıktı. Diğer bir deyişle; sirkadyen ritmi yöneten genleri açık (aktif) ya da kapalı (suskun) konuma getirebiliyorlar.
Hall, Young ve Rosbash’ın araştırmaları hücresel protein seviyelerindeki değişimlerin nasıl oluştuğunu gösteren bir keşfe; TIM ve PER proteinlerinin işbirliğine uzanınca ortaya yeni bir soru çıktı: Peki protein seviyelerindeki bu dalgalanmaların frekansını belirleyen şey nedir? Bu soruyla yola çıkan Michael Young “doubletime” (iki kat hızlı) adlı yeni bir gen daha belirlemeyi başardı. Genin ürettiği DBT proteini, PER proteinin hücrelerde birikmesini önleyen bir erteleme mekanizması yaratıyor. İşte böylece 24 saatlik döngüde iniş ve çıkışların nasıl ayarlanmış olduğu anlaşılmış oldu.

Bu üç bilim insanın yıllar süren çalışmaları biyolojik saatin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiği konısında diğer araştırmacılara ilham verdi. İlerleyen yıllarda sirkadyen ritmi yöneten genler ve “period” geniyle etkileşen yeni proteinler keşfedildi. Örneğin biyolojik saatimizin gün ışığıyla senkronize çalışacak şekilde ayarlanmasını sağlayan proteinler de var. Bunlardan biri kriptokrom geni tarafından yönetiliyor; Gün ışığıyla harekete geçen gen CRY adlı proteini üretmeye başlıyor.