Paylaş..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditShare on TumblrEmail this to someone

oglena_Supernova_Remnant_

Bir şeyleri havaya uçurmayı sevenler için MythBusters’a veya maden jeologlarına ek olarak yeni bir kariyer yolu açıldı. Astrofizikçiler, Cassiopeia A’ya neden olan süpernova patlamasını kopyalayarak bir proje oluşturdu. Bu projenin gerçekleşmesi için 12 kurumun katkısı gerekmektedir.

Nature Physics’te yayınlanan bir raporun sahibi olan Oxford Üniversitesi’nden Profesör Gianluca Gregori, “Fizik kuralları her yerde aynıdır ve bir kova içerisinde gerçekleştirilen dalgalar ile bir okyanusta gerçekleşen dalgalar karşılaştırıldığında ölçümler aynı yöntemlerle yapılır. Bu yüzden deneylerimiz Cassiopeia A süpernova patlaması gibi olayların gözlemlerini tamamlayıcı nitelikte olabilir.” şeklinde bir açıklama yapmıştır.

CV’nizde yer alacak “bir süpernova kopyaladı” ibaresi ilgi çekici olsa bile bu araştırmanın motivasyonu Cassiopeia A’nın etrafında oluşan manyetik alanların anomalidir ve patlamada püskürtülen materyallerin davranışlarıdır. Rapor notlarında “Cassiopeia A süpernova kalıntılarının gözlemler, yıldızlar arası ortamda oluşan manyetik alanların mevcudiyetinden 100 kat daha güçlüdür.” ibaresi yer almaktadır.

Süpernovadan gelen ve Cassiopeia A’ya neden olan ışık Dünya’ya 300 yıl önce ulaşmalıydı. Teleskobun icadından bu yana Samanyolu’nda görülen ilk süpernova bu olmalıydı. Ancak bu tür bir gözlem yapılmamıştır. Astronomların kaybedilen zamanı nebulayı genişleterek telafi etmeye çalışmaları oldukça dikkat çekici olmuştur. TAs, güneş sistemi dışında yer alan en parlak radyo nesnedir ve süpernovanın kalıntıları oldukça dikkat çekicidir.

Patlama 30 milyon derece ile 4000-6000 kilometre/saniye hızla genişleyen gaz kabukları atmıştır ancak bunlar düzgün bir biçimde yayılmamaktadır. Bunun yerine bükme şekillerde üretilmektedir. Patlama için ata yıldızın çok büyük olduğu ve materyal bulutlarını ana patlama öncesinde attığı sanılmaktadır. Bu büyük Eta Carinae yıldızının gerçekleştirdiği şekilde bir durumdur. Patlamadan gelen hızlı hareket eden materyaller yıldız çevresindeki düzensiz bulutlarda taşınırken, yoğun kümelerle karşılaştığında türbülanslar oluşturmuştur. Diğer bazı süpernova kalıntıları da benzer şekildedir. Diğerleri çok daha düzgün gözükseler bile bunun neden büyük ihtimalle patlama öncesi bulutlar atmamalarıdır.

Teoriyi test etmek için Gregori ve onun yardımcıları üç lazer ışınını 60 trilyon kez ateşlemişlerdir. Lazer işaretçisinin gücü bir gaz odasında ince bir karbon çubukta olmuştur. Böylece süpernova patladığında olası çevreleyenler oluşturulmuştur. Çubuğu milyonluk derecelere kadar ısıtarak patlamasını sağlamışlardır.

Deney sonucunda Gregori “Deneyden elde ettiğimiz bilgilere göre patlama gridden geçerken Cassiopeia resimlerinde görüldüğü gibi düzensiz ve çalkantılı olmuştur. oluşturmuştur. Elde ettiğimiz verilere göre manyetik alan grid ile birlikte daha yüksek değerlere sahiptir. Grid olmadığında ise değerler daha düşüktür.” açıklamasında bulunmuştur.

Yazarın notlarında “Deney aynı zamanda plazmalardaki türbülans ile manyetik alan genişlemesinin bir laboratuvar örneğini teşkil etmektedir. Bu fiziksel sürecin birçok astrofiziksel doğal olayında yaşandığı sanılmaktadır.” ibarelerine yer verilmiştir. Bunun geniş bir anlamı olabilir. Yıldızlar arası ortamdaki manyetik alan teorik modellerin fikir verdiğinden çok daha güçlü olabilir. Bu çalışmada manyetik alanın genişletilmesi bunun galakside nasıl gerçekleştiğine yönelik fikir edinmemizi sağlamıştır.