Paylaş..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditShare on TumblrEmail this to someone

Bilim camiasında herkes tarafından kesin bir dille çağımızın en büyük sorunlarından biri olduğu kabul edilen bir hastalık var. Obezite dediğinizi duyar gibiyim. Hayatımızdaki hazır yeme alışkanlıkları ve hareketsizlik arttıkça obezite oranı da buna paralel bir şekilde artmaya devam ediyor. Bunda, hazır gıdalarda bulunan karbonhidratların payı oldukça yüksek. Artık içtiğimiz kahveler bile şeker deposu olmuş durumda. Tüm bunlarla karşı karşıya iken fazla kiloları vermek ise sanıldığı kadar kolay değil.

Biliyorsunuz ki kilo fazlası olanlar, iki farklı şekilde fazlalıklarından kurtulmayı deniyor. Bir grup çeşitli diyetleri deneyerek kurtulmaya çalışırken, bir diğer grup ise kendilerini adeta aç bırakarak zayıflamaya çalışıyorlar.

Bu yazımızda, diyet çeşitlerinden günümüzde en popüler olan düşük karbonhidratlı diyetlerin etkilerini bilimsel çalışmalar ışığında inceleyeceğiz.

Paleo,Atkins,Low-carb olarak çeşitleri bulunan düşük karbonhidratlı diyetlerde diğer diyetlere göre genel farkı karbonhidrat oranının ciddi şekilde sınırlandırılması ve hatta tamamen sıfırlanması.giphy (1)

İddia edilene göre; karbonhidrat oranı düşürüldüğünde insülin hormonu daha düzenli bir şekilde çalışıyor ve karbonhidrat alınmadığı için yukarı-aşağı çok fazla oynamayan kan şekeri sayesinde çok daha kolay yağ kaybı sağlanıyor.

Bu hipotezin doğruluğu test etmek amacıyla American Journal of Clinical Nutrition ekibi bir çalışma yaptılar. Bu çalışmada 17 yüksek kilolu ve klinik obez hasta gönüllü kobay olarak kullanıldı. Kobaylar 2 gruba ayrılıp, A grubuna karbonhidrat,yağ,protein’in dengeli bir dağılım sergilediği diyet verildi. B grubunda ise karbonhidratın oranı düşürülüp diğer besin yapı taşlarının oranı artırıldı. Yani iki grupta bedenine uygun kaloride beslendi.

Deneyin ilk ayında düşük karbonhidratlı diyet uygulayanlar, diğer gruba göre daha hızlı adapte olup daha iyi sonuç verirken ilerleyen zamanlarda fark edildi ki iki diyet tipinin arasında büyük farklar bulunmuyor. Yani karbonhidratı aşırı derece sınırlandırılmış diyetlerin avantajı 1 ay sonra ortadan kalkıyor.

Deneyin sonucu inceleyen araştırmacılar, alınan besini vücudun sadece kalori olarak gördüğünün farkına vardı. Düşük karbonhidratlı diyetin insülin hormonu üzerinden etkisiyle dolaylı yollardan sadece en fazla günlük 100 kalori ekstra yakılabildiğini vurgulayan araştırmacılar, kilo sorunu olanlara hangi diyeti (sağlıklı olması kaydıyla) uygulamaları daha kolaylarına geliyorsa onu tercih etmeleri konusunda tavsiyeler verdi.
Tüm bu çalışmalardan sonuç olarak şunu çıkarabiliriz;

Eğer vazgeçemediğiniz alışkanlıklarınız varsa; örneğin her gün 1 kare çikolata yemeden duramıyorum diyorsanız, diğer kalorisi yüksek besinlerin gramajını ayarlayarak günlük almanız gereken kalorinin çok da altına düşmeden kilo vermeye çikolata yiyerek devam edebilirsiniz. Bu sayede diyete daha iyi adapte olabilir hatta daha da önemlisi bir diyete başlamış olabilirsiniz. Fakat tabii ki sağlıksız yiyecek sadece kilo olarak zarar vermiyor.
Sonuç olarak kilo vermek için önemli olan şey harcayacağımızdan fazla kalori almamak!

giphy (2)

Kaynak:http://www.iflscience.com/health-and-medicine/low-carbohydrate-diets-useless-weight-loss/all/