Paylaş..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditShare on TumblrEmail this to someone

Biyolojik silah terimi, insan metabolizmasını etkileyerek bulaşıcı mikrop, bakteri ve virüslerin bir bölgeye saçılarak salgın hastalıklar oluşturmasına yol açan bir savaş yöntemidir. Ateşli silah kullanılmadan, insanların ölümüne neden olan biyolojik silahlar, özellikle 20.yüzyılın ikinci yarısından sonra gündeme gelmiş ve bazı bölgelerde kullanıldığı iddia edilmiştir.
Biyolojik Silahlar Nasıl Ortaya Çıktı?
Araştırmalara göre biyolojik silah kullanımı M.Ö. 1500’lü yıllara kadar dayanmaktadır. İnsanların bulaşıcı hastalıkların gücünü fark etmeleri, bunu bir savaş yöntemi olarak kullanmalarına yol açtığı gibi, bilimin gelişmediği bu dönemde, bulaşıcı hastalıklar birçok defa insan soyunu tehdit edecek düzeylere varmıştır.
İlk Biyolojik Silah Kullanımı
Araştırmalar, bilinen ilk biyolojik silahın Hititliler tarafından kullanıldığını ortaya koymuştur. Düşmanları yok edebilmek için veba mikrobunu kullanan Hititliler, mancınıkla kuşatılmış kalelere mikrobu göndererek, düşmanları zehirlemiş ve kısa sürede büyük salgına yol açmıştır. Ancak Hititliler tarafından kullanılan biyolojik silah, belli bir bölgeyi aşamadığından, insanlar için büyük tehdit oluşturmamıştır.
Günümüzde Biyolojik Silahların Kullanımı
Günümüzde biyolojik silahların kullanımı, kitlesel ölümlere yol açabileceği gibi, okyanus ötesi seyahatlerin sıklıkla yapılması, virüs ya da mikropların tüm dünyaya yayılmasına neden olacağından, büyük tehdit içermektedir.
Biyolojik Silah Anlaşması
20. yüzyılda biyolojik silah kullanımının milyonlarca insanın ölümüne neden olabileceğinin anlaşılması, büyük devletleri anlaşma yapmaya itmiştir. 1972 yılında kurulan Biyolojik Silahlar Konvansiyonu, tüm dünyada biyolojik silahların üretimi ve kullanımını sınırlandırmak amacıyla görev yapmaktadır. Buna karşın; ABD, Rusya, Çin, Almanya ve İngiltere gibi devletlerin biyolojik silahlarla ilgili çalışmalar yaptığı sıklıkla gündeme gelmektedir.